Leave a reply

Dört Büyük Kutsal Kitap Arşivi / Türkçe Meali / PDF ve EPUB versiyonları indir

Dört Büyük Kutsal Kitap Arşivi / Türkçe Meali / PDF ve EPUB versiyonları indir

Kuran-i Kerim – Hz.Muhammed (s.a.v.) – İslam

  • İncil –  Hz. İsa (a.s.) – Hıristiyan
  • Zebur – Hz. Davut (a.s.) – Yahudi
  • Tevrat – Hz. Musa (a.s.)  – Yahudi
Dört Kutsal Kitap PDF ve EPUB

Kutsal kitapların indiriliş sıralaması şu şekildedir

1. Tevrat, 2. Zebur, 3. İncil, 4. Kuran-ı kerim

Bilindiği üzere dört ayrı kutsal kitap yine dört ayrı Peygambere sıra ile indirilmiştir.
Dünyada kabul gören ve en çok mensubu, inananı olan bu büyük dört Peygambere indirilen kitapların, e-kitap versiyonları epub ve pdf şeklinde ve Türkçe olarak sizlere sunmak istedik.

Seçtiğimiz kitapların en düzgün mealini ve taranmış versiyonunu  bulmaya çalıştık sizler için. Bizim tavsiyemiz hangi dinden olursanız olun hangi inancı benimsemiş olursanız olun son kitap olan Kuran tarafından da doğrulanmış olan diğer tüm kitapları okumanız doğrultusundadır. İslamiyetin de emretiği  ve ilk emir olan “OKU” sözcüğünü unutmadan ön yargısızca tüm kutsal kitapları okuyup araştırmanız bizce yararınıza olacak bir husustur.

KUR’AN-I KERİM Hakkında

Hz. Muhammed (s.a.s.)’e Allah tarafından gönderilen son büyük kutsal kitapdır.

610 yılının Ramazan ayında bir Pazartesi gecesi yine Hira’daki mağaraya çekilmiş, gönlü ve bütün varlığı ile Allah’a yönelmişti. İşte bu sırada meleklerin en büyüğü olan Cebrâil (a.s.), Allah’ın emriyle peygamberimize gelerek “Oku!” dedi ve bu emri üç defa tekrarladı. Sevgili Peygamberimiz, “Ne okuyayım?” deyince Cebrâil (a.s.), Kur’an-ı Kerim’den beş âyeti tebliğ etti. Böylece ilk vahiy geldi ve Kur’an-ı Kerim nâzil olmaya başladı.

TEVRAT Hakkında

Tevrat, Yüce Allah’ın göndermiş olduğu 4 kutsal kitaptan birisidir. Tevrat Yüce Allah tarafından Hz. Musa peygambere indirilmiştir. Tora yada Pentateuk olarak da isimlendirilen Tevrat, Hristiyanlar ve Museviler için kutsal kitap sayılan Tanah ve Eski Ahit kutsal kitaplarının ilk beşine verilen isimdir. Diğer bir ismi ise “Musa’nın Beş Kitabı”. Orjinal Tevrat İbranice yazılmış olup Hz. Musa peygambere indirilen 5 kitaptır.

İNCİL Hakkında

Allah tarafından Hz. İsa’ya gönderilen; Tevrat’ın aslını doğrulayan Kur’an-ı Kerîm tarafından tasdik edilen ve bir anlamı da “yol gösterici, aydınlatıcı” olan (el-Maide, 5/46-48), dört büyük kitaptan birisi. Yunanca “Evangelion”; iyi haber, müjde demektir.

ZEBUR Hakkında

Dört büyük kitaptan biri olan Zebur kelimesi anlam itibari ile “parça, yazılı olan ve kitap gibi anlamlara gelmektedir. Yüce Mevla’mız tarafından Hazreti Davud (a.s) gönderilmiştir. Yüce Allah’u Teala ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: “Rabbin göklerde ve yerde olanları en iyi bilendir. And olsun ki; biz Peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud’a da Zebur verdik.”(İsra Suresi, 17/55)

Dört büyük kutsal kitap PDF versiyonları indir

Dört büyük kutsal kitap EPUB versiyonları indir

 

LÜTFEN DİKKAT!
SİTEMİZ SİZLERDEN ASLA LİNKLERE ULAŞMANIZ İÇİN TELEFON ONAYI VS. İSTEMEZ!
BU TÜR REKLAMLAR AÇILIRSA KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ.Kitap linklerine tıkladıktan sonra 5 sn geri sayımı bekleyip sonra “REKLAMI GEÇ” butonuna basarak geçmeniz yeterli. Kitabın yüklü olduğu siteyi göremezseniz reklam sayfalarının arkasında kalmıştır, tarayıcınızdaki sekmelerinizi kontrol ediniz.

Leave a reply

TASAVVUF NEDİR, İNSANA NE KAZANDIRIR?

TASAVVUF NEDİR, İNSANA NE KAZANDIRIR?

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır.

Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Yani dâimâ ilâhî müşâhedenin, -diğer bir ifâdeyle- ilâhî kameraların gözetimi altında bulunduğumuzun farkında olarak, bu şuur ve idrâk ile yaşamaktır.

Tasavvuf; bir arınma disiplinidir. Allahʼtan uzaklaştıran her şeyden sakınarak “takvâ”ya erebilme yoludur. Nefsânî ihtirasları dizginleyip rûhânî istîdatları inkişâf ettiren bir mânevî terbiyedir.

Tasavvuf; Peygamber Efendimiz’e vâris olmuş gerçek mürebbîlerin elinde; nefsin tezkiye, kalbin tasfiye edildiği mânevî bir mekteptir.

Tasavvuf; nefse karşı sulhü olmayan bir cenktir.

YAKLAŞIK İKİ DAKİKADA TASAVVUFUN ÖZETİ

TASAVVUF, TAKDİR-İ İLÂHİ’YE RIZA GÖSTERMEKTİR

Tasavvuf; ilâhî takdîre her hâlükârda rızâ göstererek Allah ile dâimâ dost kalabilme mârifetidir. Hayatın med-cezirleri ve acı-tatlı sürprizleri karşısında, gönül dengesini korumaktır. Varlıkta şımarmayıp yoklukta daralmamaktır. Başa gelen cefâları, ilâhî bir imtihan bilip, bunları kendisine bir tezkiye (mânevî arınma) vesîlesi kılabilme olgunluğudur. Şikâyet ve sızlanmayı unutarak dâimâ hamd ile şükreden “güzel bir kul” olabilme mahâretidir.

MUHABBET, ŞEFKAT VE MERHAMET İNSANI OLABİLMEK

Tasavvuf; maddî-mânevî bakımdan kendini ikmâl etmiş mü’­minlerin, diğergâm bir gönülle mahlûkâta yönelerek, onların mahrû­miyet ve ihtiyaçlarını telâfî mes’ûliyetidir. Yaratan’dan ötürü yaratılanlara şefkat, merhamet, muhabbet ve hizmetin, tabiat-i asliye hâline gelmesidir.

TASAVVUF KUR’ÂN VE SÜNNET’E UYMAKTIR!

Tasavvuf; Kitap ve Sünnet’le hemhâl olabilmek, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip hayatın her safhasında yaşamaya çalışmaktır.

Hâsılı tasavvuf; Allah Rasûlüʼnü aşk ile yakından tanıyabilme, Oʼnun yüce karakter, şahsiyet ve ahlâkından nasîb alarak, dîni, özüne ve rûhuna uygun bir tarzda, vecd içinde yaşayabilme gayretidir.

Bu nevî düsturlarla tezat teşkil eden ve ölçüsünü Kur’ân ve Sünnet’­ten almayan ne varsa -her ne kadar tasavvufa izâfe edilirse edilsin- bâtıldır.

O HÂLDE TASAVVUF NE DEĞİLDİR?

Dînin derûnî ve ruhânî ciheti, mârifet ve takvâ derinliği olan tasavvufî yönü ihmâl edildiğinde, geriye kuru bir kâideler manzûmesi kalır. Bununla birlikte, bilhassa günümüzde tasavvufî neşveye sahiplik iddiasıyla arz-ı endâm eden bâzı çevreler gibi, her şeyi bâtınî hükümlerden ibâret görüp dînin zâhirî hükümleri diyebileceğimiz şerîati hafife almak da, tasavvufun hakîkatinden uzaklığın açık bir göstergesidir.

KALP TEMİZLİĞİ YETER Mİ?

Bu gibi kimselerin; “Kalbin temiz olsun da, amelin az olsa da olur(!)” şeklinde, nefsânî tâvizlere kapı açan anlayışıyla, şerîatin hâdimi olan gerçek tasavvufun uzaktan yakından bir alâkası yoktur.

TAKVÂ ASLÂ GERİ PLANA ATILMAMALI!

Meselâ günümüzde, Mesnevî-i Şerîfʼin rûhundan uzak bâzı kimseler tarafından, Mevlevîliğin vecd ve takvâ tarafı ihmâl edilerek, aslı zikir olan semâ, âdeta şov maksatlı bir folklor gösterisi ve orkestra eşliğinde icrâ edilen bir mûsikî meclisi hâline getirilmektedir.

Hâlbuki Hazret-i Mevlânâ, Mesnevîʼnin ilk 18 beyti içinde yer alan şu ifâdeleriyle; kendisini dinlediği hâlde maksat ve gâyesini idrâk edemeyen gâfillerden şöyle yakınmaktadır:

“Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Kötü huylu olanlarla da, iyi huylu olanlarla da düşüp kalktım.

Herkes kendi anlayışına göre bana dost oldu. Lâkin içimdeki esrârı idrâk etmedi.

Benim sırrım, feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu görecek nur, her kulakta onu işitecek kudret yoktur.

Ham ruhlar, olgun ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar. O hâlde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm.”

BÜTÜN ALLAH DOSTLARININ FEYİZ KAYNAĞI KUR’ÂN VE SÜNNETTİR

Ayrıca, bütün Hak dostları gibi Mevlânâ Hazretleri’nin feyiz kaynağı da şüphesiz ki Kur’ân ve Sünnet’tir. O, bu hakîkati bir rubâîsinde bütün cihâna şöyle îlân eder:

“Canım var oldukça ben Kur’ân’ın kölesiyim. Ben Hazret-i Muhammed -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in yolunun toprağıyım. Eğer bir kimse, benim sözümden bundan başka (bu istikâmetin dışında) en ufak bir şey bile nakledecek olursa, o kimseden de, onun sözünden de incinirim, tiksinirim.”

Bu beyânıyla Mevlânâ Hazretleri kendisini açıkça; “Kur’ân’ın kulu, kölesi; Hazret-i Peygamber’in nurlu yolunun toprağı” olarak takdîm etmektedir. Yani pergelin sabit ayağının dâimâ şerîate bağlı bulunduğunu, hayatını Kur’ân ve Sünnetʼin tâlimatlarına göre tanzim etmeye gayret gösterdiğini açıkça beyân etmektedir.

O hâlde şerʼî hükümlerle amel etmeden Hazret-i Mevlânâʼnın yoluna mensûbiyet iddiâsında bulunmak, evvelâ Hazretʼin aziz rûhunu incitecektir.

TARÎKATLERDE TİCARÎ FAALİYETLERE GİRİLMEMELİ

Diğer taraftan, bâzı tarîkatlerde de, başlangıçta sûret-i haktan görünen güzel niyetlerle birtakım ticârî faaliyetlere girilmektedir. Fakat işin sonunda, ekseriyetle takvâ hassâsiyetlerinden uzaklaşılarak maddî menfaatlere râm olmuş bir yapıya dönüşülmektedir. Bu ise, bâriz bir şekilde dînin dünyaya âlet edilmesidir. Hiçlik ve yokluk kapısı olan tarîkatin, varlık ve çokluk kaygısıyla hareket eden bir menfaat çarkına dönüşmesidir.

BAZI TARÎKATLERDE TAVİZ VERİLEN ŞER’Î ÖLÇÜLER

Bâzı tarîkatlerde ise, helâl-haram hassasiyetleri geri plâna atılarak, yine; “benim kalbim temiz(!)” gibi, içi doldurulmamış ifâdelerle, kadın-erkek ihtilâtının önünün açıldığı, tesettürde zaaf gösterildiği ve daha nice şerʼî ölçülerden tâviz verildiği görülmektedir. Sanki kalp te­miz olduğunda helâl-haram sınırlarına riâyet etmek gerekmezmiş gibi, tamamen nefsâniyete prim veren, bâtıl bir görüşe meyledilmektedir.

HELÂL VE HARAMA RİÂYET EDİLMELİ

Böylece her hususta en büyük rehberimiz olan Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-ʼin, en temiz kalpli insan olduğu hâlde; ibadette, muâmelâtta, ahlâkta ve bilhassa günümüzün en büyük problemi olan “helâl ve harama riâyet”te, ümmetine emsalsiz bir örnek teşkil etmiş olduğu hususu, görmezden gelinmektedir.

Hâlbuki Ehl-i Sünnet veʼl-Cemaat muhtevâsı içindeki gerçek tasavvuf, Peygamber Efendimizʼin hayat düsturlarıyla, zâhiren ve bâ­tınen bütünleşebilme gayretidir. Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, mânevî ke­mâlâtın zirvesinde bulunmasına rağmen, nasıl ki zâhirî kulluk vazifelerini de son nefesine kadar büyük bir titizlikle îfâ etmişse, Oʼnu örnek alması gereken her müʼmin de, hangi mânevî makam, mevkî, meşrep ve tarîkatte olursa olsun, şerʼî vazifelerini yerine getirmekle mükelleftir.

HARAMLAR ASLÂ HELÂL OLMAZ!

Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleriʼnden nakledilen şu hâdise, bu hususu ne güzel îzah etmektedir:

“Bir gün gözümün önünde bir nur peydâ olmuş ve bütün ufku kaplamıştı. «Bu nedir?» diye bakarken, nurdan bir ses geldi:

«–Ey Abdülkâdir, ben senin Rabbinim! Bugüne kadar yaptığın sâlih amellerden öyle memnunum ki, artık sana haramları helâl eyledim.» dedi.

Ancak hitap biter-bitmez, ben bu sesin sahibinin şeytan -aleyhillâne- olduğunu anladım ve:

«–Çekil git ey mel’un! Gösterdiğin nur, benim için ebedî bir zulmettir/karanlıktır.» dedim.

Şeytan:

«–Rabbinin sana ihsân ettiği hikmet ve firâsetle yine elimden kurtuldun! Hâlbuki ben, yüzlerce kimseyi bu usûl ile yoldan çıkarmıştım.» diyerek uzaklaştı.

Ellerimi yüce dergâha açtım; bunun, Rabbimin bir lûtfu olduğu şuur ve idrâki içinde, Cenâb-ı Hakk’a şükürler eyledim.”

Cemaatten biri:

“–Onun şeytan olduğunu nereden anladınız?” diye sorunca da;

“–«Sana, haramları helâl kıldım.» demesinden!” cevabını verdi.

KUR’ÂN VE SÜNNETE UYMAYAN KİŞİ TASAVVUF EHLİ OLAMAZ

Hakîkaten bir kul, güzel hâli, sâlih amelleri ve mânevî derecesi sebebiyle helâl-haram hudutlarından muaf tutulacak olsaydı, evvelâ insanlığın Hakk’a kulluktaki zirvesi olan Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem- böyle bir muâfiyete sahip olurdu. O’na bile böyle bir imtiyaz tanınmadığına göre, hiç kimseye de tanınacak değildir.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Bâtına ehemmiyet vermek, zâhire de ehemmiyet vermeyi îcâb ettirir. (Yani zâhir ve bâtının bir âhenk içinde olması zarurîdir.) Bâtınla meşgul olurken zâhiri ihmâl eden kimse zındıktır. Onun elde ettiği bâtınî hâllerin hepsi istidraçtır.[1] Bâtınî hâllerimizin sıhhatini gösteren en iyi ölçü, zâhirimizin şer’î ölçülere göre tanzim edilmesidir. İstikâmet yolu işte budur.”[2]

Bu itibarla, hayatını Kurʼân ve Sünnet ölçülerine göre düzenlemeyen, dînin zâhirî mükellefiyetlerini ihmâl eden bir kimsenin dilinden, ne kadar tasavvufî ifâdeler dökülürse dökülsün, o kimse, gerçek mânâda tasavvuf ehli olamaz.

İLÂHİ EMİRLERE UYMAYAN MÜ’MİN SEYR U SÜLUK YOLUNDA MESAFE KAT EDEMEZ

Meselâ mîras meselesini, dünyevî menfaatine uymadığı için, ilâhî emirlere göre tanzim etmekten kaçınan bir müʼminin, seyr u sülûk yolunda bir mesafe katetmesi düşünülemez.

Aynı şekilde, âile hayatında İslâmî ölçülere riâyet etmeyen birinin tasavvufî hayatından söz edilemez. Çocuklarının sırf fânî istikbâlini düşünerek onları Kurʼân eğitiminden mahrum bırakan, böylece yavrularının ebedî istikbâlini tehlikeye atan bir anne-babada mânevî inkişâf olmaz. Böyle bir anne-babanın tasavvuf ehli olduğunu zannetmesi, ancak gafletinin bir göstergesidir.

KİŞİ MANEVİYATINI NASIL SAKATLAR?

Yine ticârî hayatta kul hakkı yemek, dünyevî bir menfaati için Allâhʼın men ettiği şekilde hareket etmek, “canım bu seferlik olsun da bundan sonra yapmam” gibi ifâdelerle tâvizlere meyletmek; kişinin kendine yaptığı en büyük zulümdür, mâneviyâtını sakatlamasıdır.

Kıskançlık ve hasetleri sebebiyle, Hazret-i Yûsufʼu öldürmeye teşebbüs eden kardeşlerinin Kurʼân-ı Kerîmʼde beyân edilen şu ifâdeleri de, kulu haramlara düşürmek için nefsin kurduğu tuzakların tipik bir misâlidir:

(Yûsufʼun kardeşleri aralarında dediler ki:) Yûsufʼu öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!” (Yûsuf, 9)

“NASIL OLSA TEVBE EDERİM” DİYEREK HARAMLARA DALMAK

Dolayısıyla, gelip gelmeyeceği meçhul olan yarınlarda tevbe edip hâlini ıslâh etme düşüncesiyle bugün haramlara dalmak, hem tevbeyi hafife almaktır hem de kendini nefsânî arzuların kölesi hâline getirmektir. Bu hâl ise mânevî hayatına zehir serpmekten farksızdır.

Bu hususta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-ʼın verdiği şu ölçüleri hiçbir zaman hatırdan çıkarmamak îcâb eder:

“Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız;

  • Konuştuğunda doğru söylüyor mu?
  • Kendisine bir şey emânet edildiğinde, emânete riâyet ediyor mu?
  • Dünya ile meşgul olurken helâl-haram hassâsiyetini gözetiyor mu? İşte bunlara bakınız.”[3]

TASAVVUF, HAYATIN HER SAFHASINDA ŞERİATE RİAYETİ GEREKTİRİR

Velhâsıl, kişinin ibadetlerinde, muâmelâtında, ahlâkında ve hayat nizâmında şerʼî ölçülere riâyet hassâsiyeti yoksa, o kişinin tasavvufî bir terakkî beklemesi mânâsızdır.

Unutmayalım ki, İslâmʼın zâhirî hükümleri diyebileceğimiz şerîat, âdeta bir vücûdu ayakta tutan iskelet gibidir. İskeleti olmayan, omurgasız bir beden ayakta kalamaz. Fakat sırf iskeletten ibâret bir dînî hayat da -kimilerinin kasten göstermek istedikleri gibi- ürkütücü, soğuk, itici ve ruhsuz bir İslâm anlayışı ortaya koyar.

TASAVVUF, İSLÂM’I BÜYÜK BİR AŞK VE ŞEVKLE YAŞAMA GAYRETİDİR

Bu bakımdan gerçek tasavvuf; İslâmʼı, Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-, sahâbe-i kirâm, selef-i sâlihîn ve takvâ ehli müʼminlerdeki feyz ve rûhâniyet dolu muhtevâsıyla idrâk edip, tıpkı onlar gibi, büyük bir aşk, vecd ve şevkle yaşama gayretinden ibârettir.

Dipnotlar: [1] İstidraç: Kerâmetin zıddı olarak, kâfir, fâsık ve müteşeyyih, yani velî olmadığı hâlde velîlik taslayan bâzı şahıslardan zuhûr eden hârikulâde hâller. Bu hâller birer ilâhî imtihan olup onları yavaş yavaş helâke sürükler. [2] İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, III, 87-88, no: 87. [3] Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, VI, 288; Şuab, IV, 230, 326.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Müslümanın Kendisiyle İmtihanında Tasavvuf, Erkam Yayınları.


Leave a reply

40 Hadis-i Şerif

Hadis-i şerifte: “Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfzediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşreder…. Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum” buyurulmuştur.

1- Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

(Buhârî, İ lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.)

2- İslâm, güzel ahlâktır.

(Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225)

3- İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

(Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16)

4- Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

(Tirmizî, Birr, 55)

5- Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

(Tirmizî, İlm, 14.)

6- Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

(Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.)

7- Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî,.)

8- İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

(Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58).

9- Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.)

10- (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

(Tirmizî, Birr, 58.)

11- İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

(Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. )

12- (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

(Müslim, İ mân, 95 )

13- Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

(Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.)

14- İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

(Tirmizî , Fedâilü’l-Cihâd, 12.)

15- Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

(İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.)

16- Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

(Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.)

17- Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.)

18- İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

(Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.)

19- İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

(İbn Mâce, Ruhûn, 4 .)

20- Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

(Tirmizî, Cum’a, 80.)

21- Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.

(Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.)

22- ( Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

(Tirmizî, Birr, 36.)

23- Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

(Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.)

24- Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

(Tirmizî, Birr, 3.)

25- Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

(İbn Mâce, Dua, 11.)

26- Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

(Tirmizî, Birr, 33.)

27- Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “ Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

(Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.)

28- Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.

(Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66)

29- Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

(Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50. Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.)

30- Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben ( Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

(Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141)

31- Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

(Buhârî, Edeb, 57, 58.)

32- (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

(Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144)

33- Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75)

34- Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden yada affedilmedikçe) cennete giremezler.

(Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.)

35- Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

(Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78)

36- Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

(Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.)

37- İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

(Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.)

38- Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

(Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.)

39- Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.)

40- Bizi aldatan bizden değildir.

(Müslim, Îmân, 164.)


Leave a reply

Esmaül Hüsna faziletleri(1) Esmaül Hüsnanın Faziletleri

Esmaül Hüsna faziletleri(1) Esmaül Hüsnanın Faziletleri

EL EVVEL:

Ya Evvel ismini zikreden her isteğine ve dileğine kavuşur. Yolculuğa çıkarken okunursa okuyan yol sıkıntılarından kurtulur.

EL AHİR:

Ya Ahir ismini zikredenin düşmanları helak olur. Düşmanlarına karşı kuvvet kazanır. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. Rızkı artar. Ya Evvel Ya Ahir isimlerini birlikte günde 838 defa zikreden; dünya ve ahirette üstün makamlara ulaşır. Tüm mahlukat okuyana hürmet ve itibarda bulunur.

EL MUKADDİM:

Ya Mukaddim ismini zikreden kişi kuvvet ve iktidar sahibi olur. Halk içinde heybetli olur. Makamı mevkisi yükselir. Allah katında kadri artar. İstek ve dilekleri gerçekleşir. Savaş meydanında okunursa düşmana karşı okuyan kuvvetli olur.

EL MÜAHHİR:

Ya Müahhir ismini okuyan tevbe edip takvaya erer. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. İsteklerine kolayca kavuşur. Allah’ın rızasını kazanan kullardan olur. İbadet etmede zorlanmaz. Basiret gözü açılır. Kötü işlerden uzak durur.

ALLAH (c.c) 1 Diğer bütün esma ve sıfatlar bu mübarek ismin içinde toplanmıştır.

Havas ve esrarı: Allah İsmi Şerifi bütün maddi ve manevi ihtiyaçlar için Ya Allah Celle Celaluhu diyerek 66 kere okunursa bi iznillah maksatlar hasıl olur.

Bu lafz ile zikredildiği zaman kalb mutmain olur.1000 (Bin) kere Ya Allah Ya Hu zikri yapılırsa iman kuvvetlenir yakıyn hasıl olur.

Rahman 2:Lütfe mazhar olmak sevmek ve sevilmek için 298 kere okunur.

Cuma günü ikindiden sonra kıbleye dönük oturur Ya Allah Ya Rahman zikrine güneş batana kadar devam edilirse isteği gerçekleşir.

Rahim 3 : Herkes tarafından makbul ve muteber olmak için 258 kere okunup dua edilir.

Hergün 100 kere bu zikre devam eden Cenab-ı Hakk’ın rahmetine kavuşur.

Melik 4 : Düşmanların zelil olmaları sözün tutulması için 90 kere okunur. Bu İsm-i Şerif’in zikrine devam edenin üzüntüsü gider kalbi temizlenir. Sabah namazından sonra 121 kere okuyanı Allah zengin eder.

EL KUDDUS (Celle Celaluhu) 5

EL Kuddus : Her eksiklikten münezzeh.Hatadan gafletten ve herçeşit noksanlıktan münezzehtir.

Havas ve esrarı: El Kuddus ismi şerifi içindeki şehvetin giderilmesi kalbin ve ahlakın düzelmesi için Ya KUDDUS celle celaluhu diyerek 170 kere okunup dua edilir.

Her gün öğle vakti okuyanın kalbi safileşir sabaha karşı 100 kere okuyan belalardan uzaklaşır.

Selam 6 : Bela ve musibetlerden kurtulmak her türlü maddi ve manevi sıkıntılardan emin olmak ve özellikle vesveseden kurtulmak için 131 kere okunur.Bu isme devam eden ölümün hararetini duymazzorluk çekmez şeytanlardan muhafaza olur ve Cenab-ı Hakk’a kalbi selim gider.

EL MÜ’MİN (Celle Celaluhu) 7

El Mü’min:Güven veren vadine güvenilen .Mahlukatı zulümden ve tehlikelerden koruyan.Ahirette mü’minleri azabtan emin kılan.Peygamberler (Aleyhimüsselam) mu’cizelerle tasdik eden.

Havas ve esrarı: El Mü’min İsmi Şerifi dili küfür yalan ve gıybetten kurtarmak bütün maddi ve manevi hastalıklardan emin olmak rızkın bolkazancın bereketli olması için Ya Mü’min Celle Celaluhu diyerek 136 kere okunup dua edilir.

EL MÜHEYMİN (CELLE CELALUHU) 8

Anlamı: Gözetici ve koruyucu.Tüm varlığı görüp gözeten yetiştirip varacağı noktaya ulaştıran.Kainatın işlerini gözetip yöneten.Her an tüm varlıkları gören.

Havas ve esrarı:El Müheymin ismi şerifi zalimlerin insan ve cin şeytanlarının şerrinden emin olmak her türlü bela afat ve fitnelerden korunmak için Ya Müheymin Celle Celaluhu diyerek 145 kere okunup dua edilir.Gusülden sonra 100 kere okuyan isteklerine kavuşur kalbine nur gelir

Esmaül Hüsna faziletleri(2) Mumsema Azîz 9 : Düşmanları zelil etmek insanların yanında izzet ve şeref sahibi olmak korkularından emin olmak için 94 kere okunup dua edilir.

7 gün 100 defe okuyan kimsenin hasmı helak olur.

70.000 defa düşman askerine karşı eliyle işaret ederek okunursa bi’iznillah düşman hezimete uğrar.

Cebbar 10 : İnsanların gözünde heybetli ve güzel görünmek her yerde saygı görmek sözlerin kabul edilmesi zalimlarin helaki için 206 defa okunur.Bu isme devam eden zulümden korunur.Müsebbiatı aşaradan sonra sabah ve akşam 21 kere okunursa her türlü düşmandan korunur.

Mütekebbir 11 : Zalimlerin helak olması bütün insanların yanında sözlerin makbul ve muteber olması için 662 kere okunur.

Zikrine devam eden kendini zelil görür insanların gözünde büyük görünür. Ona kimse karşı koyamaz.

Hâlik 12 : Hacetlerin kabulü için 731 kere okunup dua edilir.

Gece yarısı bir saat zikrine devam edenin kalbi ve yüzü nurlanur.Malı veya oğlu kayıp olan 5000 defa okursa kaybettiklerine kavuşur.

EL BARİ’Ü (CELLE CELALUHU) 13

Anlamı:Yaratanbir model olmaksızın yaratan.Eşyayı ve her şeyin aza ve parçalarını birbirine uygun yaratan.

Havas ve esarı : El Bariü ismi şerifi gam ve kederden ve hertürlü üzüntü maddi ve manevi hastalıklardan kurtulmak için Ya Bariü Celle Celaluhu diyerek 213 kere okunup dua edilir.

Günde 100 (yüz) kere 7 gün okumaya devam edilirse hastalıklara şifa verir ve afatlardan korunulurkabirde sıkıntı çekmez.

Musavvir 14 : İşlerinde başarılı olmak maddi ve manevi olarak yüksek mertebelere çıkmak isteyen ve çocuk düşüren kadınlar 336 kere okunur.

Oruçlu kimse güneş battıktan sonra iftardan önce 21 kere 7 gün bir suya üflese ve o suyu kısır kadın içse çocuğu olur.

EL GAFFAR 15 (CELLE CELALUHU)

Marifeti pek çok.

Havas ve esrarı:günahların af edilmesi müşkilat ve zorlukların halledilmesi için Ya Gaffar Celle Celaluhu diyerek 1281 defa okunur.

Cuma namazından sonra 100 kere okuyanda mağrifet eserleri görülür.Kızan kimsenin kızgınlığı gider mağrifet olunur.kabahatleri örtülür.

EL KAHHAR 16 (CELLE CELALUHU)

El Kahher :Yenilmeyen yegane galip.Herşeye her istediğini yapacak bir surette galip ve hakim.Dilediğini istediği anhakir horzelil ve perian edebilecek güce sahip.

Havas ve esrarı: Düşmanları helak etmek için Ya Kahhar Celle Celaluhu diyerek 306 kere okunur.Gece yarısı veya güneş doğarken 100 kere Ya Cebbar Ya Kahhar Ya Zel Batşışşedid derse zalimden hakkını alır.Bir hacet için 100 kere (başı açık) okunursa Ya Kahhar diye iki ellerini kaldırırsa haceti yerine gelir.Duha namazından sonra secde yapar 7 kere Ya Kahhar derse zenginlik verilir şehvetlerden kurtulur.

Esmaül Hüsna faziletleri(3) Mumsema EL VEHHAB 17 (CELLE CELALUHU)

Anlamı:Çok İhsan sahibi.

Havas ve esrarı:rızkın bol ve kolay olması maddi ve manevi nimetlere kavuşmak için Ya Vehhab Celle Celaluhu diyerek 14 kere okunur.

Duha namazından sonra secdede okunursa zenginlik verilir.Ya Vehhabül kariyn zittavli diye zikredilirse bereket artar.(Duada 7 kez okunursa duası kabul olur)

Rezzak 18 : Geçim sıkıntısından kurtulmak bereket ve rızka nail olmak için 308 kere okunur. Haceti olduğu yerde 17 kere okunursa hacet yerine gelir.100 kere hapis veya hasta için okunursa kurtulur.

EL FETTAH 19 (CELLE CELALUHU)

EL FETTAH: iyilik kapılarını açan.Her türlü müşkilleri halleden ve zorlukları kolaylaştıran.Kullarına maddi ve manevi kapılar açan.

Havas ve esrarı:Hayır ve nmet kapılarının açılması için Ya Fettah Celle Celaluhu diyerek 489 kere okunur.

Sabah namazından sonra elini göğsünün üzerine koyarak 71 kere okursa Allah kalbini temizler ve nurlandırır.

EL ALİM 20 (CELLE CELALUHU)

Hakkıyla bilen.Herşeyi çok iyi bilen.Olmuşları ve olacakları bilen.ilmi her şeyi kaplayan.Amellerimizi ve bütün niyet ve duygularımızı bizden daha iyi bilir.

Havas ve esrarı: EL ALİM İsmi Şerifi zihin açıklığı dünya ve ahiret ilimlerini anlamak için Ya Alim Celle Celaluhu diyerek 150 kere okunur.

Her namazdan sonra 100 kere Ya Alimel gaybi veşşahadeti zikrine devam edenin keşfi açılır.Ya Alimel guyub zikrine devam edenin ruhu ulvi alemlere yükselir.İlim ve marifet kapıları açılır.

Kaabız 21 : Zalimin helaki için 903 kere okunur. Zalimler üzerine okunur.

40 gün 40 ekmek lokması üzerine yazılır ve hergün bir lokmak yenilirse açlık elemi hissedilmez.

EL BASIT 22 (CELLE CELALUHU)

EL BASIT :Açan genişleten.Rızkı genişleten ruhları bedenlerine yayan.İstediğine sevinç ve saadet ihsan eden.Bazı toplum ve fertlere maddi ve manevi yardımda bulunup onları sevindirenneşelendiren ve kendileirne yaşama sevinci veren.

Havas ve esrarı:El BASIT İsmi Şerifi hertülü korkulardan emin olup sevinmek ve rızkın bol olması için Ya Basıt Celle Celaluhu diyerek 72 kere okunur.Rızık ve vucut ve ilim genişliği içindir.Duha namazının ardından sonra ellerini semaya kaldırarak 10 kere okursa ve ellerini yüzüne sürerse zenginlik kapısı açılır.

EL HAFID 23 (CELLE CELALUHU)

El Hafid:Alçaltan zillete düşüren.Yukarıdan aşağıya indiren.Zelil eden.

Havas ve esrarı:EL HAFID İsmi şerifi zalim kişilerin helak ve hakir olmaları için Ya Hafıd Celle Celaluhu diyerek 148 kere okunur.

500 defa okunduğunda haceti yerine gelir.Cenab-ı Hakk dileğini kabul eder.

Râfî’u 24 : Maddi ve manevi olarak rütbenin yükselmesi ve rızkın bol olması için 351 kere okunur.

70 kere okuyan zalimlerin şerrinden emin olur. Pazartesi veya Cuma gecesi akşamdan sonra 440 kere okuyan halk arasında heybetli olur.

Muızzü 25 : Dünya ve ahrette aziz olmak insanların yanında sevimli olmak ve her türlü fenalıktan korunmak için 117 kere okunur.

Hasetten ve zulümden korunmak için 570 kere okunup secdeye varılırsa okuyanın duası kabul olunur.

Müzillü 26 : Düşmanı zelil kılmak için 770 kere okunur.

Hasetten ve zulümden korunmak için okunur.

570 kere okunup secdeye varılırsa okuyanın duası kabul olunur.

ES SEMİ’U 27 (CELLE CELALUHU)

Anlamı:Hakkı ile işiten.

Havas ve esrarı:Es Semi’ ismi şerifisözün insanların yanında dinlenmesi ve duanın kabulü için Ya SEMİ’U Celle Celaluhu diyerek 180 kere okunur.

Perşembe günü duha namazının ardından 500 kere okunursa duası kabul olunur.Çok okuyan kulak rahatsızlığı görmez.

EL BASİR 28 (CELLE CELALUHU)

EL BASİR :Hakkı ile gören.

Havas ve esrarı:EL BASİR İsmi Şerifi zihin açıkkalbin kuvvetli olması için Ya BASİR Celle Celaluhu diyerek 302 kere okunur.

Cuma namazından önce 100 defa okuyanın basireti açılır.Sözü ve fikri düzgün olur.Çok okuyan göz rahatsızlığı görmez.

Esmaül Hüsna faziletleri(4) Mumsema EL HAKEM 29 (CELLE CELALUHU)

Son hükmü veren.Hakkı batıldan ayıran ve kıyamet günü kullarının arasında hükmedip haksız ve zalimlerden mazlumların hakkını alıp sahibine verendir.

Havas ve esrarı:El Hakem İsmi Şerifi sözünün faydalı ve hükmünün geçerli olması için Ya Hakem Celle Celaluhu diyerek 68 kere okunur.

Bir kimse gece yarısı abdestli olarak 100 defa okursa ilahi sırlarla dolar.

EL ADLÜ 30 (CELLE CELALUHU)

EL ADLÜ : Mutlak adalet sahibi.Çok adaletli.Adaletle hükmedendir.

Havas ve esrarı:El ADL İsmi Şerifi adaletten sapmamak istikametin düzeltilmesi için Ya Adlü Celle Celaluhu diyerek 104 kere okunur.

Latif 31 : Bela sıkıntı ve türlü şerlerden kurtulmak sevgi bereket rızık ve hayır kapılarının açılması için 129 kere okunur.

Kim 129 kere veya 100 kere veya 130 kere okursa lütfu ilâhiyeye kavuşur darlıktan kurtulur.

EL HABİR 32 (CELLE CELALUHU)

Her şeyin iç yüzünden haberdar.Her şeyin iç yüzlerini ve bütün gizli taraflarını ve her günah sevap ve amelleriden haberi olan.O bizim bütün amel söz niyet ve davranışlaımızdan haberdardır.

Havas ve esrarı:EL HABİR İsmi Şerifi zihnin açılması istediği şeyleri rüyada görmek ve bilmediklerinden haberdar olmak için YA HABİR CELLE CELALUHU diyerek 810 kere okunur.Yedi gün bu isimle zikrederse kendisine Allah katından ruhani haberler zuhur eder.

Halim 33 : Hiddet kızgınlık ve gadab gibi kötü ahlakın sona ermesi halim selim ve yumuşak huylu ve güzel ahlaklı olmak için 88 kere okunur.

Bu ismi zikreden iradeciliğinde halim olur sözü makbul ve hürmete layık olur.

Azîm 34 : Haramlardan korunmak insanlar tarafından sevilmek ve hürmet görmek için 1020 kere okunur.İradeciden korkan 12 kere okursa ondan emin olur lutüf bulur.

Gafûr 35 : Mağrifet korkulardan emniyet büyüklerin gazap ve kızgınlıklarını söndürmek için 1286 kere okunur.

Ateşli hastaya 3 kere yazılırsa hasta iyi olur Biiznillah.

EŞ ŞEKUR 36 (CELLE CELALUHU)

Anlamı:Az iyiliğe çok mükafat veren.Rızası için yapılan iyilikleri fazlası ile karşılık veren.

Havas ve esrarı: Eş Şekur ismi şerifi rızkın bolnimetlerin devamlı olması hayır işlerinde ilerlemek için Ya Şekur Celle Celaluhu diyerek 526 kere okunur.

Bir suya 41 kere okunursa o su ile gözleri sıvarsa ve içilirse büyük bereketler bulurgöğsü ve bedeni şifa bulur görmesi kuvvetlenir.

EL ALİYYÜ 37 (CELLE CELALUHU)

EL ALİYYU: Pek yüksek.İzzet şeref bakımından en yüce.Herşeyden yüksek.

Havas ve esrarı: EL ALİYYU İsmi şerifi zillet ve hakaretten kurtulmak ve İlahi yardım ile insanların gözünde büyük görünüp sözlerinin kabulü için YA ALİYYU CELLE CELALUHU diyerek 110 kere okunur.

Bu ismi şerifi okuyanın şanı yücemakamı yüksek olur.Cenab-ı HAKK yüzünü zelil olmaktan korur ve güzellik verir.ALLAH ismi ile birlikte yapılırsa en büyük zikirlerden olur.

EL KEBİR 38 (CELLE CELALUHU)

EL KEBİR:Pek büyük.Kibriya sahibi.

Havas ve esrarı:El Kebir Celle Celaluhu insanların gözünde heybet ve azametli görünmek kimsenin kendisine karşı gururlanıp kibirlenmemesi için Ya Kebir Celle Celaluhu diyerek 232 kere okunur.

Bulunduğu mevkiden atılmış kimse 7 gün 1000 kere oruçlu olarak zikrederse yerine iade edilir.Zikrine devam eden zahir ve batın alemde büyük olur.

EL HAFIZ 39 (CELLE CELALUHU)

Muhafaza eden Koruyup gözeten.

Havas ve esrarı:Bütün maddi ve manevi tehlikelerden korunmak özellikle nazar cinşeytan büyü gibi kötülüklerden ve düşmanlardan korunmak için Ya HAFIZ CELLE CELALUHU diyerek 998 kere okunur.

Bu ismi şerfi üzerinde taşıyan ve zikreden kimse bereketini bulur yırtıcı hayvanlar arasında uyursa zarar görmez.Zikraden kimse sonunda Ya HAFiZU İHFEZNA 3 kere okur. (hafizu daki i 2 kez uzatmalı okunur)

EL MUKİTU 40 (CELLE CELALUHU)

EL MUKİT:Azık veren.Her yaratılmışın rızkını ihsan eden.Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp verengücü yeten ve koruyan.

Havas ve esrarı:El Mukit ismi şerifi rızkın bol olması kimselere muhtaç olmamak ve bereket için Ya Mukit Celle Celaluhu diyerek 550 kere okunur.

Bir kimse bu ismi şerifi 7 kere bardağın üzerine okursa ve sonra yazarsa sonra yolculukta içerse vahşi hayvanların şerrinden emin olur.Buna liiylafi süresini de ilave ederse daha güzel olur.

EL HASİBU 41 (CELLE CELALUHU)

EL HASİB CC:Kullarına yeten ve onları hesaba çeken.Herkesin yaptığı işlerin hesabını bilen.Ahirette onları hesaba çeken.Kendisine tevekkül eden kullarına yetendir.

Havas ve esrarı:El HASİB celle celaluhu ismi şerifi düşmanların şerrinden korunmakgeçim sıkıntısından kurtulmak İlahi ihsana nail olmak ve korkularından emin olmak için Ya Hasib Celle Celaluhu diyerek 80 kere okunur.

Bu İsmi Şerifi güneş doğmadan önce Hasbiyel Hasib şeklinde okuyan kimse yırtıcı hayvanlardan emin olur.

Esmaül Hüsna faziletleri(5) Mumsema EL CELİL 42 (CELLE CELALUHU)

EL CELİL CC :Celalet ve azamet sahibi.Şanına yakışmayan ve yaramayan şeylerden uzak.Zatı pek büyük ve ulu.

Havas ve esrarı:El Celil İsmi Şerifi zalimlerin zulmünden düşmanların hilesinden ve insanların hakaret ve küçümseyici bakışlarından kurtulmak saygılı bir kişi olmak için Ya Celil Celle Celaluhu diyerek 73 kere okunur.Bu ismi şerifi zikreden veya miske ve zerafana yazan ve üzerinde taşıyanın kadri yüce olurmanevi halleri güzelleşir.Bu ismi şerifte talebeler için heybet ve celal sırrı vardır.

EL KERİM 43 (CELLE CELALUHU)

EL KERİM :Keremi bol.Kerem ve fazilet sahibi.İstemeden verenvesilesiz ihsan eden cömert.

Havas ve esrarı:El Kerim ismi şerifi zorluk çekmeden fakirlik ve darlıktan kurtulmak için YA KERİM Celle Celaluhu diyerek 270 kere okunur.Bu ismi şerifi uyumadan önce çokca zikreden kalbinde neticesini bulurkalbi rahatlar.Kerem sahibi affedici ve güzel ahlaklı olur.

ER RAKİB 44 (CELLE CELALUHU)

Anlamı:Gözetleyip kontrol eden.Varlıklarını korumak için gözcü bütün işleri gözetleyen.

Havas ve esrarı:ER RAKİB CELLE CELALUHU gizli ve aşikar bütün işlerinden Cenabı ALLAH ın koruması altında olmak ve yapılan büyü ve tılsımların bozulması için YA RAKİB CELLE CELALUHU diyerek 312 kere okunur.Bu ismi şerif anne karnındaki çocuktan endişeli ise 7 defa okunur.Sefere çıkarken korktuğu kimsenin boynu üzerine elini koyar 7 kere okursa ehli ve çocuklarının kötü hareketlerinden Biİznillah emin olur

EL MUCİB 45 (CELLE CELALUHU)

Anlamı:İcabet eden.Duaları kabul eden dileklere karşılık veren.

Havas ve esrarıFPRIVATE “TYPE=PICT;ALT=” uaların kabulü için güneş doğarken Ya Mucib celle celaluhu diyerek 55 kere okunur.

Vâsi’u 46 : Rızkın bol ömrün uzun ve evinden bereketin eksik olmaması ve iç rahatlığı için 137 kere okunur. Bu İsmi Şerifi çokça zikreden kimse zengin kılınır.Göğsü genişler hırs ve karışıklıktan selamet bulur. Allah ona çıkış yolları ihsan eder.

EL HAKİMU 47 (CELLE CELALUHU)

EL HAKİM CC:Hikmet sahibi bütün emir yasak ve işleri yerli yerinde faydalar ve hikmetlerle dolu olan.

Havas ve esrarı: İlmde ilerlemek ve sözlerinin hikmet dolu olması için YA HAKİM CELLE CELALUHU diyerek 78 kere okunur.Hakim ismi şerifini çok okuyan kimse kalbinde hikmet pınarları açılır.Esrarlı manaları anlar.

Vedud 48 : Muhabbet sevmek ve sevilmek için 20 kere okunur.

Bir yemeğe 1000 kere okuyan kimse o yemeği hanımı ile birlikte yerse aralarındaki sevgi artar. Farzlardan sonra 400 den fazla okuyan kimse insanların en sevimlisi olur.

Mecid 49 : İzzet ve şerefe nail olmak rızkın bol maişetin kolay olması ve sıkıntılardan kurtulmak için 57 kere okunur. Sabah namazından sonra 79 kere okuyan ve ellerine üfleyip yüzüne ve vücuduna sıvazlayan yakınları yanında izzet ve heybet sahibi olur.

Bâis 50 : Müşterinin artması alış verişin çoğalması için 573 kere okunur.

Bir kimse uyuyacağı zaman elini göğsüne koyar ve 101 defa okursa Allah c.c onun kalbini nurlandırır ilim ve hikmet verir.

 

EL AHİR (CELLE CELALUHU) 74

El Ahir: Son Varlığının sonu olmayan.Ebedidir.Tükenmesi ve sonu yoktur.

Havas ve esrarı:El Ahir İsmi Şerifi İlahi yardım görmek ve düşmanların helaki için Ya AHİR Celle Celaluhu diyerek 801 defa okunur.Her gün sabah akşam 100 kere okunursa kalb safileşir ve kalbten masivullah(Allah tan başkalarının sevgisi) çıkar

 

EZ ZAHİRU (Celle Celaluhu) 75

Aşikar.Vrlığını ve birliğini belgeleyen bir çok delil bulunan.Varlığı kudretiyle aşikar olandır.

Havas ve esrarıırların gizliliklerin kendisine bildirilmesi için Ya Zahir Celle Celaluhu diyerek 1106 kere okunur.İşrak vakti okunduğunda kalbi velayet nurları ile nurlanır gizli olan şeyler aşikar olur.

EL BATINU (Celle Celaluhu) 76

Gizli.Mahiyeti bilinmeyen.Beşerin ilmi ve aklı Cenabı Allah ın zatının kühnünü anlamaktan acizdir.

Havas ve esrarı

Keşfin açılması duanın kabulü ve hertürlü korkulardan kurtulmak için. Ya Batın Celle Celaluhu diyerek 62 kere okunur.

 

EL BERRU 79(Celle Celaluhu)

İyilik eden vadini yerine getiren .İyiliği bol olan.İyilik eden ve iyilik edenleri seven.

Havas ve esrarı:Kötülüklerden korunmak iyilik ve İlahi ihsanlara nail olmak için Ya Berru Celle Celaluhu diyerek 202 kere okunur.

Bu İsmi Şerifin zikrine devam eden kimse büyük günah işleyen biri ise tevbe eder.

ET TEVVABU 80(Celle Celaluhu) =Tövbeleri kabul eden ve günahları bağışlayan.Tövbe sebeplerini kolaylaştırarak kullarını tövbeye sevk eden ve tevbelerini kabul eden.Kullarının kendisine dönmesini isteyen.

Havas ve esrarı:Günah işlemekten kurtulmak rızkın geniş ve kazancın bereketli olması için Ya Tevvab Celle Celaluhu diyerek 409 kere okunur.

Duha namazının peşinden 63 kere okuyanın tevbesi kabul olur.Zalimin üzerine 10 kere okuyan zulmünden kurtulur.

Esmaül Hüsna faziletleri(6) Mumsema ER RAUF 83(Celle Celaluhu)

Anlamı: Mahlukatına pek düşkün onları seven.Şevkatli.Af edeni af eder cömert ve merhametli olandır.İnsanların ve diğer mahlukatın arasına şevkat ve merhamet duygusunu yerleştiren.

Havas ve esrarı:kalbinde sevgi şevkat merhamet ve içinde insani duyguların yerleşmesi için Ya Rauf Celle Celaluhu diyerek 286 kere okunur.

Öfkelendiği an 10 kere okuyan ve 10 kere salavat okuyan kimsenin öfkesi sakinleşir.

EN NUR:93 Nurlandırannur kaynağı.Alemleri ay ve güneş ile aydınlatıp gönülleri iman ve ilimle nurlandıran.İnsanlara etraflarını görme için göz nimetini veren.

Havas ve esrarı:En NUR ismi şerifi hikmet ve ilim elde etmek kalbin ve yüzün Nur u İlahi ile parlaması insanların yanında sevilip sayılmak için YA NUR Celle Celaluhu diyerek 256 kere okunur.

Bu ismi şerifin zikrine devam eden karanlık bir yerde ise kendisine nurlar gözükür kalbi nurla dolar.

 

EL HADİ 94(Celle Celaluhu)=Hidayet verenyol gösterenmuradına erdiren.İnsanları imanaiyi doğru yollara muvaffak kılan hidayeti yaratandır.

Havas ve esrarı:

EL HADİ ismi şerifi hidayet bulup hak yola girmek bütün işlerinin düzgün yürümesi için Ya Hadi Celle Celaluhu diyerek 20 kere okunur.Bu ismi şerife devam eden kimse doğru yolu bulur.Her farz namazın ardından okuyan dini ve dünyevi masiahatlarda (faydalarda) hidayete erer.

EL BEDİU 95(Celle Celaluhu)

Anlamı:Eşi ve örneği olmayan sanatkarca yaratan.Örneksiz maddesiz icad eden.Kolaylıkla daima hayrete düşürücü güzellikte şeyler yaratan.

Havas ve esrarı:

sanat ve işinde ilerlemek kavuşmuş olduğu maddi ve manevi nimetlerin elinden çıkmaması için Ya Bediu Celle Celaluhu diyerek 86 kere okunur.

Bu ismi şerifi 70 000 (70 bin) kere okuyan hacetini def eder zararları def olur.Hikmet verilir ilim veririlir.Zikrine devam eden üzüntüden kurtulur.

 

ER-REŞİD 98 (Celle Celaluhu)=İrşad edicidir.İşleri doğru nizam intizam ve hikmet üzere yürütüp sonuna ulaştıran dilediğini iyiliğe götüren doğru yola yönelten.İşleri boş ve faydasız olmayan ve hiçbir tedbirinde yanılmayandır.

Havas ve esrarı:

doğru yolu bulmakzararlı şeylerden korunmak ve uzaklaşmak için Ya Reşid Celle Celaluhu diyerek 514 defa okunur.

Bu ismi şerifi yatsıdan sonra 100 kere zikreden hidayet ve doğruluğa erer

Şehîd 51 : 21 kere seher vakti veya sabah asi çocuğun ve asi hanımın üzerine okunursa islah olur. Şehitlik isteği ile çokça okuyan şehit olur.

Hakk 52 : Batıldan korunmak sözlerin geçerli olması hayır işlerinde başarılı olmak ve adaletle hüküm verebilmek için 208 kere okunur.

Lâilâhe illallahül hakkul mübiyn

Zikrini hergün 100 defa okuyan fakirlikten kurtulur işleri kolaylaşır. 1000 kere okuyanın ahlakı düzelir.

Vekîl 53 : Maddeten ve manen zengin olmak için 66 kere okunur.Bu ism-i şerifin zikrine devam edenlerin kalbine sükunet iner üzüntüleri yok olur.Rüzgardan ve yıldırımdan korkan kimse okursa Cenab-ı Hakk bunların şerrini def eder.

Kaviyyü 54 : Kalp ruh ve bedenin kuvvetli olması düşman tarafından mağlub edilmemek için 166 kere okunur.

Maddi ve manevi güçlenir. Mazlum 1000 kere okursa zalim bi iznillâh helak olur.

Metîn 55 : Tembellikten madden ve manen zayıflıktan kurtulmak için 500 kere okunur.

Günahkar genç kız ve erkek üzerine El-Kaviyyül Metîn şeklinde 10 kere okunursa facirlikleri gider.

Veliyyü 56 : Allah’ın veli bir kulu olabilmek ve uykusundan korkup uyanan çoçukların korkularından kurtulmaları için 46 kere okunur.

Her Cumâ gecesi 1000 defa okuyan kimse veliyullahtan olur.işleri kolaylaşır.

Hamîd 57 : Güzel ahlak iyi amel sahibi olup insanlar tarafından övülmek için 62 kere okunur.

Zikrine devam eden zengin olur. Sabah namazından sonra 99 kere okuyup ellerine üfleyip yüzünü sıvazlayanı Allah c.c aziz kılar yardım eder ve yüzünü aydınlık kılar. Akşam ve sabahtan sonra 66 kere okuyan işleri öğülen kişi olur.

Muhsî : Zihin açıklığı iyi anlama ve güzel idrak için 148 kere okunur. Cumâ gecesi 1000 kere okuyanı Cenab-ı Hakk c.c hesap ve azaptan korur.

Mübdiü 59 : Yazılarında estetiği araştırmalarında doğruyu yakalamak ve hayırlı bütün işlerinde başarılı olmak için 56 kere okunur.Bu İsmi Şerif-i okuyanın ahlakı güzel olur.

Muîd 60 : Elden çıkan maddi ve manevi nimetlerin geri dönmesi ve bozulmuş işlerin düzelmesi için 124 kere okunur. 1000 kere okuyan doğru yolu bulur. 7 gün evin dört tarafına 70 kere okunursa kaybolan şey salim olarak çıktığı yere gelir.

Muhyî 61 : Kalbinin iman nuru ve irfan ile dirilmesi ve içine yaşama sevincinin doğması için 68 kere okunur.Kahrolmaktan korkanlar bu ism-i celili ekmek kırıntılarına okuyup yemelidir.

Mümît 62 : Zalim ve düşmanların helaki için 490 kere okunur. Bu ism-i şerifi çok zikreden kimseye manevi hal galip gelir.Zalim ve fasık bir kimsenin helaki için dua ete o kimse hemen ölür.Bilhassa nefsi emmare

Hayyü 63 : Uzun ömürlü kalbin tevhid nuru ile hayat bulması ve her türlü muradın gerçekleşmesi için 18 kere okunur. 3000 defa okuyan hasta olmaz. Misk ve gül suyu ile yazıp karıştırıp içilirse hasta iyi olur.

Kayyûm 64 : İşlerinde başarılı olmak rızık genişliği düşmanlara galebe çalmak ve ilâhî yardım için 156 kere okunur. Ayrıca denizde boğulmamak için ‘’Ya hayyü Ya Kayyûm’’ zikrine devam edilir. Bu ism-i şerifi boş bir mekanda hergün 16 kere okuyan unutkanlıktan kurtulur hafızası kuvvetli olur kalbi nurlanır.Uykusu çok olanın kafası üzerine ’’ Elif Lam Mîm Allâhu lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm’’ okunur.Kalbinin daima diri kalmasını isteyen kimse hergün 40 defa ‘’Ya Hayyü Ya Kayyûm lâ ilâhe illâ ente’’ zikrine devam eder.


Leave a reply

BeYaZıT’ı BeSTaMi Hazretlerinin Hayatı

BEYAZIT’I BESTAMİ HAZRETLERİNİN HAYATI

(1/1)

rufaim:

BEYAZIT’I BESTAMİ HAZRETLERİNİN HAYATI

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) ariflerin sultanı olarak bilinip, Ebu Bekir Sıddık (Radiyallahu Anh)’a çok benzerdi. Künyesi Ebu Yezid olup, asıl ismi “Tayfur”dur.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’nin daha annesinin karnında iken kerametleri görülmeye başlamıştı. Annesi ona hamile iken şüpheli bir şeyi ağzına alacak olsa, onu geri atıncaya kadar karnına vururdu.

Küçük yaşta iken annesi, kendisini mektebe gönderdi. Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)

büyük bir dikkatle derslerine devam ediyordu. Bir gün Kur’an-ı Kerim okumak için gittiği mektebte şu ayet-i kerimeyi okudu;

“Gerçi insana anasına, babasına (itaat etmeyi) de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. (onun) Sütten ayrılması iki yıl içindedir. Bana ve anne-babana şükret diye de (tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır.” (Lokman;14)

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bu ayet-i kerimenin tesiri ile erkenden eve döndü.

Annesi merak edip niçin erken döndüğünü sorunca, şöyle cevap verdi;

“Bir ayet-i kerime gördüm. Allah-u Teala o ayet-i kerime de kendisine ve sana, hizmet ve itaat etmemi emrediyor. Ya benim için Allah-u Teala’ya dua et, sana hizmet ve itaat etmem kolay olsun veya beni serbest bırak, hep Allah-u Teala’ya ibadet ile meşgul olayım.”

Bunun üzerine annesi: “Seni Allah-u Teala’ya emanet ettim. Kendini O’na ver.” dedi.

Bundan sonra Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh), kendisini Allah-u Teala’ya verdi, emirlerinin hiçbirisini yapmakta gevşeklik göstermedi.

Ama annesinin hizmetini de ihmal etmedi. Annesinin küçük bir arzusunu, büyük bir emir

kabul edip, her durumda yerine getirmeye çalışırdı. Çünkü Allah-u Teala’nın emri de böyle idi.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) üveysi olup, Cafer-i Sadık (Radiyallahu Anh)’ın vefatından kırk yıl sonra doğduğu halde İmam-ı Ali Rıza’nın sohbetinden ve bunun bereketiyle Cafer-i Sadık (Radiyallahu Anh)’ın ruhaniyetinden istifade etti.

Onun ruhaniyetinden feyz almakla meşhur oldu. İlahi aşk’ta o kadar ileri ve ibadette o kadar yüksekte idi ki, namaz kılarken Allah korkusundan göğüs kemikleri gıcırdar, yanında bulunanlar bunu işitirdi.

Bir gün yakınları kendisine:

“Efendim filan yerde büyük bir zat var. Fazilet ve keramet sahibi bir veli’dir.” dediler ve daha başka sözlerle o zatı çok medhettiler. Bunun üzerine Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh):

“Madem öyledir. O halde o büyük zatı ziyarete gitmemiz lazım oldu.” buyurdular.

Talebelerinden bazıları ile onun bulunduğu yere geldiler. Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)

bildirilen zatın, mescide gitmekte olduğunu ve kıbleye karşı tükürdüğünü gördü.Görüşmekten vazgeçip tekrar geri döndü. Sonra o kimse hakkında,

“Dinin hükümlerini yerine getirmekte, sünnet-i seniyyeye uymakta ve edebe riayette

zayıf birisine, nasıl olur da keramet sahibi denilir. Böyle bir kimsenin, Allah-u Teala’nın evliyasından olması mümkün değildir.” buyurdu.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir gün yolda yürürken bir gencin kendisini takip etmekte olduğunu farkedip döndü ve gence;

“Niçin beni takip ediyorsun, istediğin nedir?” dedi. Genç edeble;

“Efendim sizin gibi olmak, yolunuzda bulunmak istiyorum. Lütuf elinizi uzatın himmet buyurun da bende kazanayım.” dedi. Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) o gence cevap olarak;

“Benim yaptıklarımı yapmadıkça, benim derimin içine girsende istifade edemezsin.

Bu, Allah-u Teala’nın bir lütfudur.” buyurdu.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) birgün bir talebesine şöyle nasihatte bulundu;

“Sana yaşadığın sürece tamamen Allah-u Teala’ya yönelmeni, yüzünü hiçbir vakit O’ndan çevirmemeni tavsiye ederim. Şüphe yok ki O’na kavuşacak ve O’nun yüce huzurunda duracaksın. Ve sen bütün işlediklerinden sorumlu tutulacaksın. Sakın gafil olma.

Gaflet uykusundan bir an önce kendini kurtar. Hiç kimseyi O’na tercih etme. Sana gelen belalara sabret. Allah-u Teala’nın hükmüne ve kazasına rıza göster. Allah-u Teala’nın verdiğine kanaat et.

Allah-u Teala’ya güven, vaad ettiklerinin mutlaka yerine geleceğine inan. Hiç ölmeyecek

ve hep diri olan Rabbine tevekkül eyle. Her işinde O’nun inayetini iste. O’nun emirlerine riayet et. Hayatta olduğun müddetçe bu dediklerimi yapmaya çalış. Halkı bırakıp, Hakka yönel.İşini O’na ısmarla!..

“Anlatıldığına göre Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) birgün talebeleriyle giderken delilerin bulunduğu bir hastanenin önünden geçiyordu. Talebelerinden birisi, orada delilerin tedavileri için birşeyler yapmaya çalışan baştabibe yaklaşıp;

Günah hastalığı ile hasta olanlar için bir ilacınız var mıdır?” diye sordu.

Baştabib cevap veremeyip susunca, ayağı zincirle bağlı olan delilerden biri,

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’nin teveccühü ile şöyle dedi;

“O derdin ilacı şöyledir; tevbe kökünü istiğfar yaprağıyla karıştırıp, kalp havanına koyarak, tevhid tokmağıyla iyice dövmeli, sonra insaf eleğinden eleyip, gözyaşıyla hamur etmeli.

Daha sonra Aşkullah ateşinde pişirip, muhabbet-i Muhammediyye balından katarak, gece gündüz kanaat kaşığıyla yemelidir.”

Bir gece, bazı kimseler Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’nin nasıl ibadet yaptığını, neler söylediğini işitmek için penceresinin altında dinlemeye başladılar. Seher vakti olduğunda bütün kalbiyle “Allah” dedi. Sonra düşüp bayıldı. Bayılmasının sebebi sorulduğunda Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh);

“Sen kim oluyorsun? Senin haddine mi düştü ki ismimi ağzına alıyorsun?

Şeklinde bir nida gelir diye çok korktum da onun için bayılmışım.” buyurdu.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) namaz kılmak için mescide gelince kapıda bir miktar durur ve ağlardı. Sebebini soranlara;

“Camiyi, vücudumla kirletmekten korkuyorum. Tevbe edip Allah-u Teala’ya yalvarıyorum, ondan sonra giriyorum.” derdi.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir gece ıssız bir su kenarında hırkasını üzerine örtüp uyumuştu. İhtilam oldu. Hemen kalkıp gusletmek istedi. Hava çok soğuk olduğu için, nefsi güneş doğduktan, hava ısındıktan sonra gusletmesini isteyerek gevşek davrandı.

Nefsinin ona yaptığını görünce hemen kalkıp, buzu kırdı ve nefsine ceza olarak, hırka ile beraber gusletti. Gusülden sonra da hırkasını çıkarmadı. Hırka buz bağlamıştı. Sonra “Ey nefsim! Tenbelliğin cezası işte budur.” dedi.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir defasında şöyle buyurdu;

“Dilini, Allah-u Teala’nın ismini anmaktan başka işlerle uğraşmaktan ve başka şeyler konuşmaktan koru. Nefsini hesaba çek. İlme yapış ve edebi muhafaza et.

Hak ve hukuka riayet et. İbadetten ayrılma. Güzel ahlaklı, merhamet sahibi ve yumuşak ol.

Allah-u Teala’yı unutturacak herşeyden uzak dur ve onlara kapılma!”

“Allah’ın evliyasını sev ki onlarda seni sevsin, Allah-u Teala hergün ve her gece evliyasının kalbine yetmiş kere nazar eder. Ola ki velisinin kalbinde senin ismine de nazar eder de seni sever ve affeder.”

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’ye;

“Kişi ne zaman mütevazi olur?” diye sorulduğunda; “Kötülüğünü ve basitliğini bilerek, nefsi için herhangi bir hal ve makam görmediği ve insanlar içinde kendisinden daha şerli bir kimse düşünmediği zaman!” demiştir.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir defasında şöyle anlattı;

Belh’li bir gencin bana üstün geldiği gibi, hiç kimse beni mağlub ve mahçup etmemiştir.

Bu genç, hac için Mekke’ye gelmişti. Yanımıza uğradı ve bana;

“Ya Bayezid, size göre zühd nedir?” diye sordu. Bende;

“Bulunca yeriz, bulamayınca sabrederiz.” dedim. O zaman genç;

“Bizim Belh’in köpekleri de böyle yaparlar, (bunun ne kıymeti var)” dedi. Ben;

“Size göre zühd nedir?” diye sorunca, genç;

“Biz alamayınca şükreder, elimize geçince başkalarına veririz.” dedi.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir gün, talebeleri ile birlikte, gayet dar bir sokaktan geçiyorlardı. Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) karşıdan bir köpeğin gelmekte olduğunu gördü ve geri çekilip köpeğe yol verdi. Talebelerinden birinin hatırına şöyle geldi; İnsanoğlu hayvanlardan şereflidir. Hem bizim şeyhimiz, ariflerin sultanıdır. Hemde etrafındakiler onun, her biri çok kıymetli sadık talebeleridir. Bütün bunlara rağmen, şeyhimiz bu köpeğe yol vermesinin hikmeti acaba nedir?”

Bunun üzerine Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) Buyurdu ki;

“Şu köpek, hak lisanı ile bana dedi ki; Sana ariflerin sultanı olmak hil’atini ve bana da

köpeklik postunu giydirdiler. Bunun tersi de olabilirdi, dedi. Bunun üzerine bende ona yol verdim.”

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) buyurdu ki; şu on şey beden üzerine farzdır:

1-Farzları noksansız yerine getirmek

2-Haram kılınan şeylerden kaçınmak

3-Allah için mütevazi olmak

4-Müslüman kardeşlerine eziyet etmekten sakınmak

5-İyi ve kötü herkes için hayır isteyen olmak

6-Allah-u Teala’nın mağfiretini arzulamak

7-Her işte Allah-u Teala’nın rızasını gözetmek

8-Öfkeyi, gururu, zulüm ve haksızlığı, üzücü ölçü de mücadeleyi terketmek

9-Kendi kendine nasihatçı olmak, nefsi terbiyeye çalışmak

10-Ölüme bilerek hazırlanmak

Şu on şey insanın maddi ve manevi yapısını tahrip eder:

1-Dinine önem vermeyen kimseyle arkadaşlık etmek

2-Hayırlı ve yararlı kişilerden ayrılmak, onlarla dostluk kurmamak

3-Nefsin isteklerine boyun eğip onun peşine takılmak

4-İslamiyetten uzaklaşmak

5-Bid’at ehliyle oturup kalkmak

6-Dünya ve ahiret için yararlı olmayan şeylerle uğraşmak ve bu tür şeyleri arzulamak

7-Halkı kötü zan altında tutmak

8-Üstünlük taslamak

9-Dünyalıktan yana üzüntüye kapılmak

10-Ahireti düşünmemek

Şu on şey de insanın bedenini korur:

1-Gözleri haramdan ve lüzumsuz şeylerden korumak

2-Dili hayır söylemeye alıştırmak ve bunu itiyad haline getirmek

3-Nefis muhasabesi yapmak, günlük hayatı bu ölçü içerisinde sürdürmek

4-İlim öğrenmek ve öğrenilen ilmi faydalı olacak şekilde kullanmak

5-Edeb ve terbiyeyi her yerde ve herkese karşı muhafaza etmek

6-Bedeni, dünyanın faydasız işlerinden kurtarıp, dünya ve ahiret için faydalı işlerde kullanmak

7-Kalbi geliştirmek, düşünceyi berraklaştırmak

8-Nefis ile kıyasıya mücadele etmek

9-Çokca ibadet etmek

10-Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetine uymak

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) bir defasında şöyle anlatmıştır;

“Benim zamanında binlerce veli vardı. Hepsi de ibadet, riyazet, keşif ve keramet sahibi idiler. Fakat asrın kutupluğu, bir demircinin, basit ve ümmi bir demircinin üzerindeydi. Ben bu işin sır ve hikmetine karşı hayretler içerisindeydim. Bütün geçimini, geceli gündüzlü örs

başından ayrılmayan demirciyi göreyim, dedim. Ve bir gün dükkanına gittim. Selam verdim. Beni görünce çocuklar gibi sevindi.

Ellerime sarıldı, öptü ve benden dua rica etti. Henüz keşif alemine girmemiş olduğu için makamından habersizdi. Benden dua istediğinde ona;

“Ben senin ayaklarından öpeyim de, sen bana dua et!” dedim.

Bana; “Benim sana dua etmemle içimdeki dert hafiflemez ki?” dedi. Bende;

“Derdin ne söyle bir çare arayalım.” dedim. Tekrar bana;

“Acaba kıyamet gününde bunca insanın hali ne olur? Bunu düşünmekten, buna yanmaktan başka derdim yok!” dedi. Bunu söyledi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı. Beni de ağlattı.

O vakit içimde;

“Bunlar nefsim nefsim diyenlerden değildir. Bunlar ümmetim ümmetim diyenlerdendir.” diye bir nida duydum. Hemen içimdeki hayret silindi. Kutupluk makamının bu demirciye neden verildiğini anladım.

Demirciye; “İnsanların azab çekmesinden sana ne?” diye sordum. Bana;

“Bana mı ne? Benim fıtratımın mayası, şevkat suyuyla yoğrulmuştur.

Cehennem azabının bütün azabını bana yükleseler de onları bağışlasalar ben saadete ererim ve derdimden kurtulurum.” dedi.

Demircinin dükkanında saatlerce oturdum, sohbet ettik. Ve ben, evet ben, kırk yıldır elde edemediğim manevi derecelere yükseldim. İçim Allah-u Teala’nın feyziyle doldu. O vakit anladım ki; kutupluk sırrı başka bir mana, faziletle ilimle elde edilen iş değil. Sadece Allah vergisi.”

Vefatından sonra Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’yi rüyada gördüler ve;

“Halin nice oldu?” diye sordular. Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh);

“Bana, ey pir ne getirdin?” dediler. Bende dedim ki;

“Dilenci padişahın kapısına gelince, ona ne getirdin demezler, ne istersin derler” dedim.

Bunun üzerine; “Doğru söylüyor, onu bırakın.” diye bir hitap geldi.

Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh)’nin kalblere şifa veren sözlerinden bazıları şunlardır;

“İnsana zararı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Bunun gaflet olduğunu anladım. Gafletin insana yaptığı zararı cehennem ateşi yapmaz. Ya Rabbi! Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Lütuf ve keremin ile bu duayı kabul eyle.”

“Bir kimsenin Allah-u Teala’ya olan muhabbetinin hakiki olup olmadığının alameti; kendisinde deniz misali cömertlik, güneş misali şevkat ve toprak misali tevazu gibi üç hasletin bulunmasıdır.”

“Bizim sözlerimiz kitab ve sünnettendir. Bu iki kaynaktan gücünü ve manasını almayan bir sözde değer yoktur.”

“Günahlara bir defa, taatlere ise bin defa tevbe etmek lazımdır. Yani yaptığı ibadet ve taatlere bakıp kendini beğenmek, o ibadeti hiç yapmamak günahından bin kat daha fenadır.

Beyazıd-ı Bestami hicretin 261. milâdi 874’de Bestam’da vefat etti

Kabri: iran’da Hazer denizinin güneyine düşen Bestam şehrinde

“Bayezid-i Bestami (Kuddise Sirruh) Silsile-i Aliyye’de emaneti Cafer-i Sadık (Radiyallahu

Anh)’tan almıştır.(Allah-u Teala sırrını yüceltsin)


Leave a reply

Herseyden Korunma Duası Büyü Nazar Bela Kin Hased

Bismillahillezi Duasının Türkçe Okunuşu


“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.”

Anlamı
Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.

Her gün Okunacak Dualar

Sabah-akşam, 3 defa, “Bismillahillezi lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim” okuyan, büyücü ve zalimden emin olur. [I. Mace]

“Bismillahillezi   lâ yedurru… ” Duasının Fazileti (Korunma Duası)

İmam-ı Rabbani Hazretleri, talebeleri ile uzak bir diyara yolculuk ederken, gece, bir handa kaldılar. “Bu gece bir bela zuhur edecektir. (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun.” buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.

Eğer kendinize büyü yapıldığını, haset edildiğini düşünüyorsanız sabah-akşam üçer kez bu duayı zikredin.

Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, üç defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: Bu duayı sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.” (İbni Mace)

Hiç bir kul yoktur ki, her günün sabahı ve her gecenin akşamında üç kere: “Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâ’ ve hüve semî’ul alim.” desin de sonra ona bir şey zarar versin.
Ravi: Hz. Osman (r.a.)

Bu Duanın Havassı:
Enes bin Malik’e (R.A.) Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) buyurdular ki: “Her kim her sabah bu duayı okursa, kimsenin ona yolu yoktur. Yani ne zehir, ne sihir (büyü), ne de zalim bir sultan (ya da bir yönetici, patron) ona zarar veremez.”

5- (Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmetin) tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)